s ö y l e ş i
ŞİİR HAFIZANIN VE RÜYANIN ANAHTARIDIR

h a k k ı n d a
GİT ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ

Kıs[s]aca

“Duygusal bir memeli olarak 'insan'ın 'muhakeme' ve 'mantık' melekeleriyle zenginleşen zihninin büyük yanılsaması, korkunç açmazıdır şiir. Çünkü şiir 'saf anlam'dır. Sanılır ki bu saf anlam, yani 'ben'in oluşsal anlamı karşı bireye anlatılabilir. Yanılsama budur işte; böyle bir şey olası değil. İçgüdülerinin sınırında yaşayan öteki memelilerin böyle bir açmazı yoktur. Doğar, ihtiyaçları çerçevesinde yaşar, ürer ve ölürler. Şiir, insan(sı) bireyinin ta en başından beri kendi saydam duvarlarına çarpa çarpa yorgun düşmesidir. Hiçbir söz tenin tene anlattığını anlatamadı, dudakların tükürük kimyasıyla kurduğu iletişim denli yetkinleşemedi. Şiir büyük bilinçaltımızda bu yanılsama yüzünden harcıâlem bir sanat sanılır. Yani öpüşmek kadar kolay. (Hoş, gerçek bir öpüş ne kadar kolaysa!) Oysa düzyazı Antik Yunan'dan beri en akılcı iletişim yoludur. Yazının kuralları vardır, çünkü sınırları vardır. Oysa şiir için hiçbir kural bilmiyorum: O tükürükteki kimyanın tahtına aday oldu her zaman. Bundandır insan zihninin mitolojik devirlerindeki dilde ısrar etmesi şiirin. Antik Yunan'da filozofun ayırt ettiği şey, dilin anlamın kendisi değil simgeler dizgesi olduğuydu. Oysa şiirsel imge anlamın bizatihi kendisi değil mi? Bu yüzden mantıksal dizgeye girmiyor. Yine bu yüzden şiirsel söz hastalıklı bir ruhun iniltisi mi yoksa âşık/ozan/şaman nidası mı anlaşılamıyor çoğu zaman!”

2015İBRAHİMBAŞTUĞ
Git
Üç Artı Sonsuz
İpteki Kareler
Çalınmış Kuyuları Babil'in
Kavis
Kül
Köz
PostaFacebookTwitterInstagram
ANASAYFA

ANA SAYFA